Bu İçeriği Paylaş
26 Mart 2007 Pazartesi

osmanlı devletinin kuzey kafkasya politikası hakkında..

osmanlı devletinin kuzey kafkasya politikası hakkında..


1578-1579daki Özdemir Oğlu Osman Paşanın Kafkasya seferinden sonra uzun müddet, Osmanlı Devleti Kafkasya ile fazla ilgilenmedi(1). Ancak 1774den sonra Rusyanın Kırımı ele geçirmek istediği anlaşılınca Kafkasya ile daha yakından ilgilenme ihtiyacı hissedildi. Çünkü burası Rusyanın güneye doğru inmesini engelleyebilecek tabii bir set gibi idi. Bu bölgedeki Osmanlı nüfuzunu kurmak veya güçlendirmek için, devleti temsilen Ferah Ali Paşa Anapaya gönderildi ve oradaki kalenin inşası görevi ona verildi. Anapa muhafızı olarak Ferah Ali Paşadan beklenen Çerkes kabileleri ile ilişki kurarak onları Osmanlı Devletinin nüfuzu altına sokmak idi(2). Kafkasyada, Dağıstan öteden beri siyasi olmaktan çok dini ve manevi bakımlardan Osmanlı Devleti ile sıkı ilişkilere sahip idi. Buradaki halkın büyük kısmı sünni idi ve İslamiyet ve halifeliğe bağlılıkları kuvvetli idi. Rusyanın ve Şii İranın tehdidi altında kaldıkları zaman Dağıstanlılar Osmanlı Devletinden yardım isterlerdi(3). Fakat yine de Dağıstanda Osmanlı Devleti XVI. yüzyılın sonlarından itibaren Rusya da Doğu Kafkasyaya (hatta genel olarak Kafkasyaya) doğru nüfuzunu ilerletmeye çalışınca üç devlet arasında rekabet baş gösterdi. Ancak İranın yerini XIX.yüzyılın başlarında Müridizm aldı. Bu tarikat da bu bölgedeki gücünü arttırmaya çalıştı ve bütün devletlerden bağımsız kalmaya ağırlık verdi.

Ancak Osmanlı Devletinin Batı Kafkasyadaki nüfuzu daha da zayıf idi. Osmanlı Devleti hiçbir zaman bu bölgeyi doğrudan, doğruya hakimiyeti altına almaya çalışmamıştır(4).

Bilhassa dağlardaki kabileler üzerinde ciddi bir tesiri yok gibi görünmektedir. Kuban boylarında ve ovada oturan kabileler ile ilişki kurma ve sürdürme görevi Kırım Hanlığına bırakılmıştir(5). İslamiyetin dahi Kuban Çerkesleri arasında yayılmasında yine Kırım Hanlığının en önemli rolü oynadığı ileri sürülmektedir(6). Ancak onların İslamiyete girişlerinde en önemli katkıda bulunanın Ferah Ali Paşa olduğunu Mehmed Haşim Efendi ve ondan naklen A.Cevdet Paşa(7) ile Lettresin yazarı(8) ileri sürmüşlerdir. Böylece Çerkeslerin Osmanlı Devleti ile fazla ilişkilerinin

olmayışı (Osmanlı İmparatorluğundaki Çerkes asıllılar hariç), İslamiyetin geçmişinin burada oldukça yakın oluşu ve dolayısıyla halifenin otoritesini henüz ciddi olarak kabul etmeyişleri ve bin yıllardan beri özgürce yaşamaya alışkın olmalarından dolayı olmalı, bu bölgede Osmanlı Devletinin etkisi fazla değildi. Bu durumda Dağıstan Osmanlı Devletine manen daha fazla bağlı olup bu nedenle Ruslara karşı ağırlıkla Osmanlı Devletinden yardım istemekle yetinmişlerdir. En azından başka devletlerden de yardım istediklerine dair bilgimiz yoktur. Halbuki Çerkesler Ruslara karşı Osmanlı Devletinin yardımı yanında İngiltere ve Fransadan da yardım sağlamaya çalışmışlardır. Zaten bu ülkelerin ilgileri de anlayabildiğimiz kadarıyla Doğu Kafkasyadan çok Batı Kafkasyaya (bilhassa Çerkezistana) dönük olmuş ve Çerkesleri Rusyanın güneye inmesini engelleyen bir kalkan olarak gören İngiliz politikası, bunlarla daha çok ilişki kurmuştur.

Ferah Ali Paşa Anapayı karargah olarak tutup, Çerkesler ve Abhaz-Abazalar arasında Müslümanlığı yaymak ve Osmanlı Devletinin manevi nüfuzunu kurmaya çalışmakla görevli idi. Önce dinsel bağlar kurulacak, daha sonra da siyasi ve askeri bağlar kurulmasına çalışacaktı. Kendisi de Çerkes olan Ferah Ali Paşanın akıllıca davranışları sayesinde onun burada görev yaptığı yıllarda (1780-1785) hem kendisini hem de devletini Çerkeslere saydırtmasını bilmiştir. Özellikle Kuban Çerkesleri arasında Osmanlı Devletinin etkisi onun sayesinde arttı. Her ne kadar ondan sonra (1785den sonra) Anapa Muhafızlığına gönderilenler genel olarak onun kadar, başarılı olamamışlarsa da Çerkesler ile Osmanlı Devleti arasındaki manevi ve siyasi bağlar kuvvetlenmiştir. Ancak bir Kabardayları bundan hariç tutmak lazımdır. Çünkü bu kabile öteden beri Rusya ile iyi ilişkiler içerisinde idi(9).

XVIII. Yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı Devleti Rusya ile giriştiği savaşlarda Kafkasyalıları da dahil etmek istiyor ve her defasında onları Ruslara karşı tahrik etmeye çalışıyordu. Aslında aynı tarihler Rusyanın Kafkasyaya doğru yayılmaya (ve hatta Kafkasyayı ele geçirmek amacıyla) harekete geçtiği tarihlerdi (bilhassa 1790lardan başlayarak). Bu nedenle Kafkasyalılar (bilhassa da Çerkesler) zaten Ruslarla sık sık çatışmakta idiler. Bu nedenle Rusyaya karşı sürekli bir işbirliği iki tarafında çıkarınaydı. Ancak Osmanlı Devleti, Rusya ile savaş sona erip barış antlaşmasını imzaladıktan sonra kenara çekiliyor ve Ruslar ile Kafkasyalıları karşı, karşıya bırakıyordu. 1787-1792, 1806-1812 ve 1827-1829 Osmanlı-Rus savaşlarında bilhassa Çerkeslerde Ruslara karşı çarpışmalara katılarak Osmanlıları desteklemişlerdi. Ancak bu savaşlar sona erdikten sonra dahi Rusların Kafkasyadaki harekatları durmadığı ve oradaki savaş sürdüğü halde Osmanlı Devletinin kendilerini desteklemeyişinden dolayı gittikçe hayal kırıklığına uğrayan ve soğuyan Çerkesler Osmanlı Devletine karşı olan güvenlerini büyük ölçüde kaybetmişlerdi. Bunun etkileri Kırım Savaşı sırasında Çerkeslerin seyirci kalmalarında görülebilir.

Ancak burada Osmanlı Devletinin (bilhassa XIX.yy.da) Rusyaya karşı gittikçe zayıfladığını ve her savaş da büyük kayıplara uğramak durumuna düştüğünü ve bunlardan kurtulmak için de olabildiğince Rusya ile iyi geçinmenin gerekli olduğu anlayışına varıldığını dikkate almak gerekir. Genellikle Osmanlı devlet adamları Rusyayı (zaten genellikle aramakta olduğu) savaşa, tahrik etmemek için çok dikkatli davranmaya çalışıyorlardı. Kafkasyalıları desteklemek Rusyaya savaş açma fırsatı vermek demek olurdu. Bu nedenle çıkarları Kafkasyalıları Rusyaya karşı desteklemekte olmasına rağmen, devletin içinde bulunduğu durum buna elverişli değildi(10).

1829daki Edirne Antlaşması ile Osmanlı Devleti Kafkasya ve Gürcistan üzerindeki her türlü hükümranlık haklarını Rusyaya terk etmişti(11). Ancak Kafkasyalılar bu antlaşmayı kabul etmediklerinden Rusların zorlukları ortadan kalkmış olmadı. Ama hiç olmazsa Osmanlı Devletinin her türlü hukuki bağlarını koparmakla bu bölgeyi kendi başına bırakmış oluyordu. Böylece Osmanlılar bu bölgeye müdahale etme ve Kafkasyalılara yardım etmek için hukuken bir hakka sahip olmaktan çıkmışlardı.

Buna rağmen Osmanlılar ile Ruslar arasında savaş çıktığında yine de Kafkasyalılar Rusyaya karşı mücadeleye çağırılıyorlardı. Mesela Kırım Savaşı patlak verdiğinde bu şekilde Kafkasyaya (ve Şeyh Şamile) fermanlar gönderilmişti(12) Aynı şekilde Rusya ile "93 Harbi" başlayınca aynı yolda ferman ve fetvalarla savaşa davet edilmişlerdi(13).

Halbuki her iki savaş sona erdikten sonra Rusya ile mesele çıkartmamak düşüncesiyle Kafkasya ile ilişki yeniden kesildi. Hatta Osmanlı İmparatorluğundaki Rusyanın düşmanı bazı Polonyalıların ve Kafkasya asıllı şahısların özel gayretleri Kafkasyaya yardım etmeleri ve malzeme göndermelerinin dahi önüne geçilmeye çalışılıyordu(14). Ancak görüldüğü gibi pek çok devlet adamı (ki aralarında bir çok Kafkasya asıllı da vardı) aslında Kafkasyanın Rusyaya karşı mücadelesine derin bir sempati besliyordu. Hatta oraya yardım edilmesine dahi taraftar idi. Genel olarak Osmanlı Devleti ve kamuoyu Kafkasyaya yakın duygularla dolu olmakla beraber Rusyayla savaşa yol açmaktan kaçınma zorunluluğu yüzünden pek bir şey yapılmıyordu. Ancak yine de az da olsa şahısların gayretleri ile Kafkasyaya yardım sağlanabilmiş olmalıdır.

1- Gökçe: s.114, 248. Berkok: s.371. Her ne kadar 1569daki Astarhan seferinin bir amacı da Kafkasyaya doğru olan Rus ilerlemesine engel olmak gibi görünüyorsa da bu sefer başarısızlığa uğrayınca bu amaca ulaşılamadı (A. Nimet Kurat: Türkiye ve Idil Boyu.Ank. 1966,8.103)
2- Gökçe: s.39. Berkok: s.320-321. A. Cevdet Paşa: Tarih, C:3, s.161-165.
3- Gökçe: s.248-249. Berkok: s. yuk. yerde.
4- Kırzıoğlu (Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi, 1451-1590, Ank. 1976) 1451 de birinci defa (s.4), 1454 de ikinci defa (s.6) Sohumun Osmanlılar tarafından zaptedildiğini ve Kuban Çerkeslerinin Taman Beylerbeyliğine bağlandığını söylüyor (s.65-81). Ancak Sohumun zaptı geçici olduğu gibi, ikinci tedbir de herhalde kağıt üzerinde kalmıştır.
5- Kuban Ovası Kırım Hanlığının dahilinde idi. Ancak dağlık kesim üzerinde hanlığın herhangi bir hakimiyetinin söz konusu olmadığı anlaşılıyor. Aslında bir çok defa Kırımlılar ile Çerkesler arasında (herhalde Kubandakiler değil) bir çok savaş olmuştur. Ancak Kuban Ovasındakiler ile hanlık arasında özel bir ilişki vardı. Kırımdan şehzadeler çok küçükken Kuban Çerkeslerine gönderiliyor, onlar da onları yetiştirip, eğitip geri gönderiyorlardı. Böylece bir nevi akrabalık bağları dahi kurulmuştu (Bu konu için bakz. A. Cevdet Paşa: Kınm ve Kafkas Tarihçesi, İst. 1307, s.6-8 ve Gökçe: s.40-41). Cevdet Paşanın "Tarih"inde (C:3, s.161) "...Çerkezistan iki üç yüz yıldan berü egerçü Devlet-i Aliye yeddinde idi. Lakin Kırımın mülhakatından olanmağla ne Devlet-i Aliye Çerkeslerin halini bilür ve ne de onlar doğrudan, doğruya Devlet-i Aliyeyi tanur idi..." diyor. Yine Cevdet Paşa (on birinci tezkirede) "...el-hasıl Cebel-i Kafkas ahalisinin ekseri Ehl-i İslam ve Sünni olmak hasebiyle selatin-i Osmaniyenin makam-ı hilafetlerini itiraf ile ihtiram ede gelmişlerdir. Fakat bu dağın ahalisi bir tarafın hükümet-i maddiyesini kabul etmeyüb ötedenberü istiklal ve serbesti üzere kalmışlardır..." A. Nimet kuratda (herhalde VIV.yy için söylüyor) "...Kuzey Kafkaslarda Çerkes uruğları arasındaki Osm. hakimiyetinin ancak sözden ibaret kaldığı gözönünde tutulursa..." (Türkiye ve İdil Boyu, s.54-56, 74) diyor. Aynı husus için bakz. M. Bala: Çerkesler, İslam Ans. C:3, s.379.
6- A.V. Minorsky: Kuban, İslam Ans. C:6, s.928 de kesin bir ifade ile Kırım Hanlığının Çerkeslerin islamlaştırılmasını 1717 de tamamladığını belirtiyor.
7- M. Haşim Efendi, Ferah Ali Paşanın katibi idi. Kitabı: "Ahval-i Abaza ve Çerakise" adını taşır (Topkapı Sarayı, Hazine Kitapları, No:1564 de). Çevdet Paşa: Tarihinde (C:3, s.175-179) Ferah Ali Paşanın Kafkasyadaki faaliyetleri hakkında ondan naklen geniş bilgi veriyor. Ayrıca "Kırım ve Kafkas Tarihçesi"nde (s.49)de bahs ediyor.
8- lettres sur le Caucaseda da (s.122) "...Chez les Tcherkesses, le chariate a ete introduit pour la premiere fois par les pachas turcs dAnapa au commencement dece siecle." diyor. P. 3 de de "Les Kabardiens et le Koumouks introduisirent chez les Tu-hetchenses Lİslamisme, au commencement XVIIIe siecle." demişti.
9- s.7-8e bakz.
10- Bu konularda Gökçenin kitabında da geniş bilgi var.
11- Dördüncü Madde ile...Bakz. Muahedat Mecmuası, İst. 1294-1298, C:IV, s.70-80.
12- Şeyh Şamile gönderilen fermanın nüshası; Cev. Hariciye, 5454 dedir.
13- 3. Bölümde Not:49a bakz.
14- İstanbuidaki Rus elçisinin isteği üzerine, Çerkeslere silah ve mühimmat götürmek üzere hazırlanan bir geminin sağlanması ve techiz edilmesine katıldıkları için iki paşayı sürgüne göndermiş, Polonyalı milliyetçileri de Tırhalaya sürmüştür. Ayrıca Trabzon Valisi ve Diğer ilgili memurlara emirname gönderilerek Kafkasyaya hiç bir silah ve mühimmatın sevk edilmemesi istenmiştir (Bu konulardaki belgeler: ira. Hariciye, 7327 (18 C 1273 tarihli), İra. M.M. 384 (18 Ş 1273 tarihli) ve C. Havadis (9 L 1273 tarihli sayı).
93 Harbinin öncesinde Dağıstandan İstanbula bir heyet Rusyaya karşı ayaklanma ve savaş için "ruhsat" istemiş olduğu halde o zaman Rusya ile barış halinde bulunulduğu için kabul edilmediği bir belgede (İra. Dah. 61133/3. Aslında savaş çıktıkdan sonra Dağıstanlıları Rusyaya karşı ayaklanmaya çağırmak için gönderilecek bir fermana dairdi) belirtilmektedir.

Not: Kafkasyadan Anadoluya Göçler (Bedri Habiçoğlu. Nart Yayıncılık. İst.1993) kitabından alınmıştır.

 

 
Bu içerik 2023 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
 
İlgili diğer içerikler
Günün Diger Manşetleri
Kaffed : Sürgün ve Soykırımını Anmak İçin 25 Mayıs'ta Samsun'dayız Kaffed : Sürgün ve Soykırımını Anma.. Artık şarkılarımızı ve düşlerimizi geri isteriz. Rüzgar kanatlarımızı ve güzel y..
0 yorum GÜNDEM - 07.05.2013
Abhazya Kültür Günleri Düzenlendi Abhazya Kültür Günleri Düzenlendi.. Kafkas Dernekleri Federasyonu ve Kartal Belediyesi’nin Abhazya Cumhuriyeti Sohum..
0 yorum GÜNDEM - 07.05.2013
"Çerkes Soykırımı" Ankara'da tartış.. ANKARA Çerkes Derneği'nin "Çerkes Soykırımı, Soçi 2014 ve Yükselen Çerkez Muhale..
0 yorum GÜNDEM - 06.05.2013
Üye Bilgi