Bu İçeriği Paylaş
10 Aralık 2007 Pazartesi

SÖZ VERMEK

İ.Şamil Öztürk _ Bazı kavramlar giderek anlamını yitiriyor. Günümüz dünyasında her şey çok hızlı tüketiliyor, anlamsızlaşıyor ya da anlamsızlaştırılıyor.


Bazı kavramlar giderek anlamını yitiriyor. Günümüz dünyasında her şey çok hızlı tüketiliyor, anlamsızlaşıyor ya da anlamsızlaştırılıyor.

 

Bilindiği gibi modern dünya toplumu, tüketim toplumu olarak adlandırılıyor. Her şey olması gereken durumundan başka bir duruma dönüştürülüyor ve çabucak tüketiliyor. Her şey bir kullanımlık olarak üretilmeye başlandı. Bir kere kullan, sonra at. Bu bir yaşam tarzı, kullan ve at, yani kulan-at toplumu. Başka türlü hızlı tüketim nasıl olabilir?

 

Onun için insanlar, hızlı ancak amacı olmayan ya da kısa vadeli ve basit amaçları olan bir hayat tarzını tercih etmeye sürükleniyorlar.

 

‘’Hızlı yaşa genç öl, cesedin yakışıklı olsun’’ sloganı bir şaka ya da gençlerin bir şamatası olmaktan çıkıp sanki hayat bulup bir yaşam biçimine dönüşüyor. Çağa ayak uydurmak, ya da çağdaşlaşmak için böyle olmak gerektiği söyleniyor ve aksi durumlar yadırganıyor.

 

İnsan için olmazsa olmaz gibi görünen kavramlar artık bir anlam taşımıyor. Kavramlar dejenere ediliyor ve içi boşaltılıyor. Çünkü artık sözün gücü kalmamış, dünyayı yeniden tanımlayıp sanal dünyaya çeviren ve her şeyin anlamını allak bullak eden modernizm sözün gücünü yok etmiş.

 

Artık söylenen sözlerin (işinize gelmiyorsa) bir anlamı yok, yani hem söyleyen açısından hem de kendisine söz söylenen açısından, (bu söz eğer işlerine gelmiyorsa) söylenmemiş sayılıyor.

 

Verilen sözler tutulmuyor. Ya da artık sözler verilmiyor. Zira verilen sözler zaten tutulmayacak, sözler tutulmasa da bir şey olmayacak.

 

Söz veren de söz verilen de verilen sözlerin tutulmayacağını biliyor. Çünkü kendisi de öyle yapıyor, öyle yaşıyor.

 

Halbuki söz vermek önemli, önemli olduğu kadar da zor bir durum. Söz vermek, sözünde durmak o kadar önemli ki, verilen sözler bazen hayatın anlamına, bazen de hayatın anlamsızlığına delalet eder.

 

Rus- Kafkas savaşları, Kafkasya’nın her bölgesinde bütün şiddeti ile devam etmektedir. Bazı bölgelerde düzenli askeri birliklerle direniş yapılmakta, bazı bölgelerde de küçük ve düzensiz gruplar Ruslar’ın Kafkasya işgal planına karşı savaş vermektedir.

 

Direnişler, Çarın ordularına çok zayiat verdirmekte ve Kafkasya’nın işgalini geciktirmek-tedir. Çarın Generalleri değişik planlar hazırlamakta, ancak bu planlar ve uygulamaları istenen sonucu bir türlü getirememektedir.

 

Boyun eğmeyen Kafkas halklarının içine sızarak onların iç yaşamlarını, adetlerini ve direnişlerini yürüttükleri ve yaşadıkları bölgeler hakkında gerekli istihbaratı toplamak için Rus subaylarını görevlendirmek, generallerin en çok başvurduğu yollardan birisidir.

 

İşte bu çerçevede görev alan, yani casusluk yapan ve kendisi açısından önemli başarılar elde eden subaylardan biriside Yüzbaşı Novitski dir.

 

Novitski, Çar ordularının Batı Kafkasya işgalini daha da hızlandırmak için Şapsığya’da istihbarat toplayacaktı ve bu iş için kendisini adamıştı. Kılık değiştirerek araştırma yapan tarafsız bir gezgin rolüne girecek ve Şapsığlar’ın arasına sızarak, gerekli istihbaratı toplayacaktı.

 

Bu konuda komutanı General Paskeviç’i ikna etmiş ve onun maddi desteğini de alarak yola koyulmuştu. Şimdi kendisine bu topraklarda yardımcı olacak kişiler aramaya başlamalıydı. Yaptığı araştırmalar sonucunda iki kişinin ismi ön plana çıktı. Çerkesler arasında büyük ün kazanmış iki kişiden söz ediliyordu.

 

Bunlar Kuban Hattında ün salmış ve isimleri Besleney ve Vubıh olan iki kardeşti.

 

Bu iki kardeş, eski ve önemli Şapsığ ailelerinden sayılan Abat ailesindendi. Bunların babaları ünlü ve sözü dinlenen biriydi. Geleneklere göre, iki kardeşten biri Besleneyler’e, diğeri de Vubıhlar’a evlatlık olarak verilmiş, bu nedenle isimleri de Besleney ve Vubıh olarak konmuştu. Her ikisi de gözü pek, cesur ve her Çerkes gibi usta birer binici ve savaşçı idiler. Besleney hitabet yeteneği ve halkla iletişimdeki ustalığı ile öne çıkarken, Vubıh, savaşçılığı, atılganlığı ve cesareti ile nam salmıştı.

 

Yüzbaşı Novitski tam aradığı adamları bulmuştu. Şimdi bunlarla görüşmenin yollarını bulmalıydı. Kısa süre içinde buldu da. Anapa’nın biraz dışında bir yerde buluşmak için  sözleştiler.

 

Takvimler 1830 yılının ilkbaharının ilk günlerini göstermektedir.

 

Novitski sivil kıyafetli ve yanında sadece bir tercüman alarak randevu yerine gitti. Sözü edilen yere vardıklarında bir grup insan ve onların önlerinde yamçılı iki kişi yatıyordu. Yaklaştıklarında o iki kişi ayağa kalktı ve onlarla birlikte kalabalık silahlı Çerkes savaşçı guruba da ortaya çıktı. Gurubun önündeki iki kişi Besleney ve Vubıh’tı.

 

Novitski biraz ürkmüştü ancak toparlanarak, heyecanla ve mümkün olduğunca inandırıcı olmaya çalışarak,kendisinin soyu ve kavmi olmayan bağımsız bir gezgin olduğunu,zengin

olmadığını, dolayısı ile fidye alınacak parası ve kimsesi bulunmadığını,  sadece merak ettiğinden dolayı değişik yerleri gezdiğini, başka bir hiç amacının olmadığını, Çerkeslerle tanışmak, onları tanımak ve onların thamadeleriyle tanışıp sohbet etmek istediğini söyledi.

 

Besleney, bu adamdan etkilenmişti. Gülümsedi ve yanındakilere yere yamçı sermelerini emretti ve kardeşi ile birlikte oturması için Novitski’yi davet etti. Uzunca bir sohbet faslı başladı. Meraklı sorular ve onlara verilen cevaplar ardı ardına geldi. Sohbet bittiğinde, Besleney, Novitski’nin elini tutarak ona, güveni için ve verdiği söz üzerine buluşmaya yalnız geldiği için teşekkür etti. Ve ilave etti “ Biz buna çok önem veririz.”.

 

Novitski’nin tavırları, hitap tarzı, merakı ve samimi görüntüsü bu Çerkes savaşçısını etkilemişti. Onun kötü niyetli biri olmadığını ve gerçekten Çerkesler’i tanımak isteyen bir gezgin ve bir meraklı olduğunu kabul etmeye hazırdı. Kurnaz Rus subayı bu durumu tespit etmiş ve hamlelerini ard arda gerçekleştiriyordu. Dostluğun ve arkadaşlığın nişanesi olarak Besleney ve ailesine bazı hediyeler takdim etti ve meraklarını giderme konusunda kendisine yardımcı olacağı zamanı sabırsızlıkla bekleyeceğini ortaya koydu. Görüşme bitmişti. Novitski Anapa kalesine dönerken Çerkes geleneklerine göre Besleney’in mutlaka kendini yeniden arayacağını ve kendisine yardımcı olacağını biliyordu.

 

Novitski yanılmadı ve ikinci görüşme Mayıs ayında gerçekleşti. Besleney gerçekten bu adama inanmıştı. Kendisine ve ailesine sunduğu hediyeler için teşekkür etti. Onun kendisi için anlaşılmaz bir adam olduğunu, fakat kendisini son derece düşünceli ve iyi kalpli biri olarak kabul ettiğini söyledi, Çerkesler için konuk ağırlamanın önemini ve anlamını ifade ettikten sonra, kendisinin nasıl yardımcı olabileceğini sordu.

 

Novitski’nin planı tutmuştu ve hemen fırsatı değerlendirmek istedi. Adige ve Abedze’ler hakkında anlattıklarından çok etkilendiğini, onların doğal yaşantısını bir an evvel görüp öğrenmek istediğini, onların evlerini ve yaşadığı yerleri görmek için kendisine yardımcı olmasını talep etti.

 

Besleney durumu anlamıştı. Biraz geç anlamıştı, ama anlamıştı. Fakat artık çok geçti. Söz verilmişti ve Besleney sözüne asla ihanet etmezdi. Ve Besleney sert bir ifade ile şöyle dedi.

“Görüyorum ki ben koca ahmak senin tarafından aldatılmışım. Sen Rus subayısın ve şu halde casussun. Fakat yapacak bir şey yok. Söz verdim ve onu tutacağım. Kardeşim Vubıh senin kılavuzun olacak. Ama biliyor musun bu seyahatin bana neye mal olacak?

En azından hayatıma. Allah saklasın, eğer bu seyahatte bizi tanırlarsa seni canlı canlı parçalara ayırırlar. Ancak bu konuda da konuşacak bir şey yok. Dediğim gibi, söz verdim ve onu yerine getireceğim.”

 

Hikaye, Besleney ve Vubıh açısından  dramatik bir sonla noktalanır.

Besleney’in tavrı ne derece doğrudur? Bu tartışılabilir.

Ancak günümüz dünyasının dayattığı kaypak ve kaygan yaşam tarzı göz önüne alındığında bu davranışın bir anlamı olsa gerektir.

 

Söz vermek ve bu sözün gereğini bir savaş ortamında bile her şeyi göze alarak yerine getirmek. Üzerinde düşünmeye değmez mi?

 

Bu hikayenin tamamını merak eden okurlar Semen Esadze’nin Murat Papşu tarafından Türkçeye çevrilen “Çerkesya’nın Ruslar tarafından  İşgali” adlı kitaptan yararlanabilirler.

 

İ. Şamil  Öztürk

10.12.2007.

 
Bu içerik 1497 defa okundu.

* Bu işlemi gerçekleştirebilmek için Üye Girişi yapmanız gerekli!
Yorum Yazın
Günün Diger Manşetleri
Kaffed : Sürgün ve Soykırımını Anmak İçin 25 Mayıs'ta Samsun'dayız Kaffed : Sürgün ve Soykırımını Anma.. Artık şarkılarımızı ve düşlerimizi geri isteriz. Rüzgar kanatlarımızı ve güzel y..
0 yorum GÜNDEM - 07.05.2013
Abhazya Kültür Günleri Düzenlendi Abhazya Kültür Günleri Düzenlendi.. Kafkas Dernekleri Federasyonu ve Kartal Belediyesi’nin Abhazya Cumhuriyeti Sohum..
0 yorum GÜNDEM - 07.05.2013
"Çerkes Soykırımı" Ankara'da tartış.. ANKARA Çerkes Derneği'nin "Çerkes Soykırımı, Soçi 2014 ve Yükselen Çerkez Muhale..
0 yorum GÜNDEM - 06.05.2013
Üye Bilgi